Çarşamba, Eylül 24, 2008 - Çocukluğumda Bölündü Sözcüklerim İlkin, Sustum O Halde
 pervane böceği ip atlıyorken yanıtlarımın yanında kulaktan kulağa oynuyordu çocukluğum sarhoş naralarının ten yanığıyla insanlaşan tarafında
bezirganbaşına kapıyı açmadığı için küsmüştüm ve tüm kiremitleri yıkamadım diye setler çekmiştim kalın… kendi çocukluğumla arkadaşlarımınki arasına derin sancı… saklambacımın en kolay bulunanıyken hep yerden yükseklerin de ilk düşeniydim yere ve her ebe olmuşluğumda “kemik” deyip donuyorken hayata çocuk olduğum kadar büyüyeceğimi bilmiyordum daha
enjekte edileceğini de bilmiyor muşum zahir bu baldıranın yaşadığım her an ayak parmağımdan saç ucuma çorak gözlerle susuz kalırken yürek toprağım bir kez daha “bakma “diyorum “bana” “bakma” aşka kurak gözlerinde yok ediliyorum yaşama
hadi bir kez daha sök tırnaklarımı hayat dize getir etlerimi selam versinler sana parelenmiş yanlarıyla kör bir bıçakla doğra ki imlaya sadık olmayan şu ömrü kanamadan da acısın acısında kurşunlasın kendini
denizatına öykünen bir adam tanımadım ben hiç kimse kadını için bir yük saplamadı karnına ve insan turna kadar sadık değildi “eş “ oluşuna şimdi hangi soru işaretinin cevabı var ki konuşma çizgilerimi çoktan elimden almışken gereksiz susuşlarım artık istesem de, bütün vurgulu kelimelerin sonunda bir üç noktayla … susturuluyorum.
mayın koleksiyonu yapan bir ömrün sahibiyim ben de “sayarsan eksilir” dedi annem eksilmesin diye ruhuma yoldaş patlamalarım hiçbir sayıyla anlaşmıyorum sıfırı sırdaş ettim kendime bir tek -ki kendisi bir sayma sayısı da değildi- doğaldı kendince yolum oldu, yol arkadaşım oldu yanlışlarıma her gün yenisini ekleyip sayısını sustuğum yaşamda
dilime harfleri öğretenim sözcükleri esmer gülüşlerle diriltenim şimdi başlarken senle cümle kurmaya hatta bizzat cümle olmaya kor değdirdiler dilimin küçücük noktalarına
heyhat yine susuyorum şimdi kanıma batırarak kelimeleri bu kez içimde yaşlanan organlarıma da… sus değdirdim yaşıma kutlu olsun ne hoş kelime…
-ALINTIDIR-
|