(6)Kadın erkek - yeni dünyam - Blogcu



yeni dünyam

Perşembe, Hazirane 12, 2008 - Bir babanın itirafları çok hoş bir yazı:)

Kategori: _6_Kadin erkek
            
 
Elime alıp göğsüme yatırdığım şey, topu topu 51 santimetreydi. “İşte” dedim, kendi kendime “Hayal ettiğin şey bu”... Kafasını göğsüme yaslayıp, kımıl kımıl kımıldıyordu. O sırada başka bir faaliyet göstermemişti. Hatta bir süre sonra uyuyunca, kımıldanmaları da sona erdi. “Yaşıyor mu hala?” diye nefesini kontrol etme ihtiyacı duymuştum. Kızım ilk kez göğsümde uyuyordu. Uzun süredir baba olmayı hayal eden bir erkek olarak, hayallerimin gerçek olduğunu hissetmiştim, hatta emindim.


İtiraf edeyim, sonraları zaman zaman “ben bunu mu hayal ettim be?” dediğim zamanlar da oldu. Örneğin, hayal ettiğim şeyin gazını çıkartması için benim yardımıma da ihtiyacı yoktu (hatta gazı bile yoktu) ... Günde 20 kere altının değişmesi de gerekmiyordu. Hayallerimde uykusuzluktan gözlerimin yanması, neden ağladığını bilmediğin bir yaratığın ciyak ciyak kulaklarımı parçalaması ve benim bu duruma çare bulamamam, gibi bir durum hayallerimin hiç bir köşesinde yer almıyordu.


Mendebur, karımı da elimden almıştı. Ne zaman kafamı çevirsem annesinin memesinde “Cokur cokur” emiyordu... Emmediği zamanlarda ise gazını çıkartmak veya altını değiştirtmek için benim kucağıma geliyordu. Benim görevlerim bittiğinde, tekrar annesinin kucağına geçip, emmeye kaldığı yerden devam ediyordu. Tam karımla baş başa kaldım dediğim anlarda içerden “Haydi hemşerim acıktım!” veya “Altıma yaptım, ilgilenen yok mu?” anlamına gelen ciyaklamalar geliyordu. Eşim de “Hooop!” yavrusunun yanına tabii ki...


Ben, güzel bir ilişki yaşayan karımı ve kızımı dışarıdan seyrediyordum sadece... Ha, bir de onların ayak işlerini görüyordum, biteviye...


Evet anlamıştım artık “yalnızdım”!.. Bu iki kadın birlik olmuş, bana hayatımın kaç bucak olduğunu mahalle mahalle gösteriyorlardı. Baba olmak ne zordu be... “Kurduğun hayale bak, manyak herif” demiştim bir keresinde kendi kendime.


Üstelik bu küçük düşman(!) için kaygılanıyordum da... Kaygılanmak da öyle böyle değildi. Günümün büyük zamanını, onun geleceğini düşünerek, büyüyünce karşılaşacağı badireleri atlatmasını kolaylaştırmak için, baba olarak neler yapmam gerektiğini düşünerek geçiyordu. Daha kızım 1 yaşında bile değildi ve benim onun geleceğine katkılar yapmam gerekiyordu.


Baba olmanın keyifli yanlarını keşfettiğimde daha da acıdım kendime ve tüm babalara... İlk söylediği kelimenin “Baba” olması şeklinde gereksiz zaferlerin keyifleri veya hayatta kimseye yapamayacağım on bin tane şebeklikten sonra aldığım zoraki bir gülümsemeyle duyulan haz mıydı babalığın keyifli yanları yoksa... Allahım!..


HAYALLERİM BU MUYDU YAHU?

Derken kızım iki yaşlarına geldi. Ben bir süredir, her akşam ona masal anlatıyordum. En sevdiği masallar da içinde prenses ve prens olan masallardı. Ve o daima prensesle özdeşleştiriyordu kendisini. Ve bir gün o prensin kim olacağına da karar verdi: Prens bendim...


Bir anda prens olmak insana “Ne oldum?” durumu yaşatıyordu. Kızım beni “Perens” diye çağırıyordu artık. “Baba” dediğinde garipsemeye başlamıştım. Bununla birlikte, o günlere kadar en büyük müttefiği olan eşim de bir anda “Kötü cadı” pozisyonuna geçiş yapmıştı bile... Eee, her masalda bir de kötü karakter olmalı değil mi?


“SENİ SEVİYORUM BABACIĞIM!”

Vay be, baba olmak keyifli bir hal almaya başlıyordu galiba...


Birden, değişimler hızlanmaya başladı. Ufak ufak konuşmaların benim monoloğumdan çıkıp, sohbet haline gelmesi... Vizyona giren filmlere bakarken (isterse o hafta 8 Oscarlı bir film vizyona girmiş olsun) eğer bir çizgi film yoksa, canımın sıkılması... Uçurtma uçurmanın veya piknik yapmanın aslında çok da güzel aktiviteler olduğunun hatırlanması... Beraberce giyilecek kıyafetlere karar vermeler... Traş olurken kızımın “köpük operatörü” olarak bana yardım etmesi ve daha sonrasında öpücükleriyle kalite kontrolü yapıp, “Burada kalmış, burası batıyor” şeklinde rapor vermesi vs.vs.vs...

Bu yazı giderek kızımla ilgili yaşadığım güzelliklere doğru kayıyor galiba... Eyvah!.. Şimdi yer sınırlamasının ne kadar da can sıkıcı bir şey olduğunu anladım. Bu kadar kısa bir yerde ben nasıl baba olmanın ne kadar keyifli, ne kadar yeri doldurulamaz, ne kadar da “ne kadar bir şey” olduğunu anlatabilirim...

Kızım şu anda dört yaşında. En az 7-8 aydır haftasonu sabahları elinde çorabı ve hırkasıyla odama gelip, beni uyandırıyor (güne güzel bir başlangıç)... Anneyi uyandırmamaya çalışarak salona geçiyoruz (parmak ucu modu)... O günkü kahvaltıda krep mi omlet mi yemek istediğini söylüyor (lezzet)... O yumurtaları kırıyor ve karıştırma işlerini hallediyor, ben de ateş gereken yerleri hallediyorum. Sofranın hazırlanması tamamen ortak (işbirliği)... Anneyi kaldırıp, hep beraber kahvaltımızı yapıyoruz (iyi koca ve iyi evlat)... Annenin yoğun çalışması gereken bir haftasonu ise toplanması gereken masayı anneye bırakıp dışarı çıkıyoruz (uyanıklık)... Güzel bir tiyatro veya film bulup izliyoruz (sanatsal aktivite)... Karnımız acıkmışsa bir “bolkepçe aşevi” bulup, karnımızı doyuruyoruz (tutumluluk)... Gündüzü bir şekilde sonlandırıp evimize geri geliyoruz (kürkçü dükkanı)... Deliler gibi oyun oynuyoruz (dinlenme)... Annenin yaptığı süper leziz makarnalar eşliğinde, güzel bir çocuk filmi izleyip, koltukta uzanıyoruz (miskinlik)... Kızımın uyku saati geldiğinde odasına geçiyoruz ve ona bir hikaye kitabı okuyorum (edebiyat)... Uyku modundan çıkıp tekrar azma moduna geçme denemelerine, baba olarak karşı koymaya çalışıyorum (otorite denemesi)... En sonunda onu öpüp iyi geceler diliyorum. Ve beni yanaklarımdan öpüp üç kelime söylüyor: “Seni seviyorum babacığım”...


Evet sahiden de hayaller gerçek olmuyormuş. Çünkü, ben böyle güzel bir şeyi hayal etmeye bile cüret edemezdim...
Alıntıdır...
   
Bakın babalar gününü hak eden babalar da varmış.:)onlara burdan  sevgilerimi yolluyor babalar günü kutlu olsun diyorum.
Bütün ''baba''ların babalar günü kutlu olsun .
Tırnak içine alınan ''baba''sözcüğününü hakedenlere
                                                          ......................................
                  KIZ ÇOCUKLARI VE BABALAR
Kız çocuklarının hayatına giren ilk erkek babalarıdır. Baba-kız arasındaki bağ, çocuğun gelecekte ''kadın-erkek ilişkisi''ne bakışını çok etkiliyor

Kızların babalarına düşkün olduğu bilinen ve çeşitli araştırmalarla saptanan bir gerçektir. Uzmanlara göre babalar, kız çocuklarının hayatında ilk erkek olduğu için kadın-erkek ilişkileri adına kız çocuklarına ilk izlenimi veren kişilerdir aynı zamanda. Peki kız çocukları için bu kadar önemli olan bir ilişkinin diğer üyesi babalar acaba bu durumun gerçekten farkında mı ve gerektiği gibi davranıyor mu?

Jane Grandon’ın 1995 yılında ''Sevgili Baba: Baba-kız ilişkileri neden bu kadar önemli?'' adıyla yayımladığı kitapta babaların kız çocukları ile kurdukları ilişkileri naif bir dille anlatıyor ve babaları dört gruba ayırıyor. Grandon’a göre bu dört grup şöyle sıralanıyor:

Kızlar babadan ne ister?

Baba bana saygı göster: Kız çocukları baba sayesinde kadın-erkek ilişkisi hakkında ilk izlenimlerini edinir.

Eşit haklar: Babalar çocuklarının isteklerini, görüşlerini, düşünce ve duygularını anlamak için gerekli ortamı yaratmalı ve onların haklarına saygı gösterdiklerini ifade edecek davranışlarda bulunmalı.

Anlayış: Babaların çoğu otorite figürü olmayı seçip bazı kurallar içinde hareket etmeyi tercih eder. Sonuçta çocukların gelecekteki kadın-erkek ilişkileri bu olumsuz fikirler doğrultusunda şekillenir. Ancak babasında anlayış gören çocuk, kendini karşı cinse karşı ifade etmeyi öğrenir.

Prens babalar

Bu gruptaki babalar kızlarının her istediğini yapar, onlarla bol bol vakit geçirir. Grandon’a göre böyle babalara sahip kız çocuklar büyüdüğünde diğer erkeklerle rahatça iletişime geçebilen bireylere dönüşür.

Patron babalar

Otorite figürü olmayı seven, sert, dediğim dedik, tartışmaya genellikle kapalı babalardan oluşan grup. Grandon’a göre bu tip babaların çocukları, onların sert olmalarına karşın kendilerini sevdiğine inanıyor.

Dost babalar

Bu grupta olan babalar kızları ile olabildiğince çok zaman geçiren kişiler. Grandon’a göre böyle babalara sahip olan kız çocukları büyüdüğünde, babasının kendini her zaman destekleyeceğini düşünüyor.

Hayalet babalar

Bu gruptaki babalar, genelde iş gezisinde olan ya da evde olup da gazetenin arkasına ya da TV’nin önüne kilitlenen kişiler. Bu tip babaların çocukları benlik sorunu yaşıyor ve ilişkileri olumsuz etkileniyor.
Alıntıdır....
Umarım siz bir hayaLet bana değilsinizdir...
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazartesi, Mayıs 19, 2008 - 19 Mayıs 1919 Gençlik ve spor bayramınız kutlu olsun

Kategori: _6_Kadin erkek

 

                                                                  

 

 

                          ATATÜRK'ÜN  SÜLİLETİNİ GÖSTEREN GÜZEL BİR FOTOĞRAF

                           

                                          Canım arkadaşlarım hepinizin,

                                

                         19 mayıs gençlik ve spor bayramınızı kutlarım.

                                              

                                               SEVGİLER 

                                                                ECİ

                                                                     

  

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazar, Mayıs 18, 2008 - Babalar İclal AYDIN Hayat güzeldir kitabından

Kategori: _6_Kadin erkek

                                                             

                                                 

 

''Ben hayatta en çok babamı sevdim,'' der    Can  Yücel

Ben hayatta en çok babamı sevdim.Bu cümleyi kurmak ne güzel.İnsan hayatta en çok annesini severmiş  sanki .

İlk annenin kokusu gelir ya burna,İlk doyuran  ve ilk kucaklayan odur.Derken babası ile tanışır bebek.

 Bu  tanışmanın ürkekliği gecer bir süre sonra.

Kocaman elleri  ve kollları ile kucaklayan bana,kötü rüyalardan uyandıran bir güvenbekçisi,gökyüzündentüm hızıyla inandolu taneciklerinden koruyan bıyıklı bir tente ve evlenilecek tek prens olur.

Zamana direnemeyenilişkilerinkarmaşasında anne ve babanın arasında kalan çocuk, taraf tutmayı ilk kez bu aşamada öğreniz belki de 

Sonrasında zaten ya Galatasaraylı  yada  Fenerbahçeli .

Sonra günler gecer.''Yaramazlık  yaparsan seni babana söylerim'' yada ''polise veririm''

cümleleri kafamıza kazıla kazıla  baba ve polis bi,zde garip bir korkuya neden olur.

Oysa güvenduygusu en çok ta onlara yakışmaktadır. Derken   bir gün,yılar sonra   yani eğer Tanrı sırasıyla verdiyse,Cemal süreyya'nın  şiiri otururboğazınıza

.''Sizin hiç babanız öldümü?

  ''Benim bir kere öldü,kör oldum'' diyen dizeler.Kör olmadan sarılabilmeli insan babasına .Kucaklayıp koklamalı.Eğer hala yeryüzünde bıyıklı bir tenteniz,  geceleri üzerinizi örtecek kocaman elli prensiniz ve hala bazı şeylere ikna etmeniz gereken bir babanız varsa sarılın ve çok geç olmadan kör olmadan.

 

İclal AYDIN

Hayat güzeldir kitabından alıntı....

Haaa bu yazıyı mutlaka okuyun çünkü elimle yazdım kopya değil.

 

Babalar günü yaklaşıyor  bütün babaların bu güzel gününü kutluyor.Allah onları yavrularından hiç ayırmasın diliyorum.

                 Sevgilerimle

                             eci

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cumartesi, Mayıs 17, 2008 - Aldatıldınız ne yaparsınız

Kategori: _6_Kadin erkek

                                                         

                          

 

Aldatıldınız! Tamam mı? Devam mı?

İlişkide erkeğin yaptığı hatayı, ihaneti kabulllenebilmek çok zordur. Kimi gururunu ön plana çıkarır ve ilişkiyi bitirir. Kimi de sevgisine verdiği emeğin hatırına bir kez daha dener! Peki siz olsanız ne yaparsınız?

Gerçekle karşılaştınız. Bir süredir içiniz içinizi kemiriyordu. İlk önceleri hissetmek bilmek istemediniz. Sonra da kendinize kızdınız, sevdiğiniz adamdan şüphelendiğiniz için.

Ama bir gün geliyor ve gerçeği öğreniyorsunuz. Bundan sonra ne yapacaksınız?

 

 

Karar vermek

Duyunca hiç bir tepki vermediniz. Devam etmek ya da etmemek! Duyduğunuz şüphelerin doğrulanması çok acı. Oysa onu o kadar çok seviyorsunuz ki... İçiniz gerçekten acıyor. Yaptığı itirafı kulağınızda yankılanıyor. Gururunuz aklına geliyor. Kapıdan çıkıp eşyalarını toplaması gerektiğini söyleyeceksiniz.

Ama ilişkiniz canlanıyor gözünüzde. Üç günlük heyecan için bitirmek istemiyorsunuz bu ilişkiyi. Nefes almanız zorlaşıyor. Bir yanda da uzun zamandır emek verdiğiniz sevginiz... İşte yol ayrımındasınız. Karar sizin. Yüreğiniz ne diyor? Kararlı, güçlü olun. Veee...

 

Sevginiz

Bu sevgiye verdiğiniz emek çok büyük olabilir. Ancak kırgınlık, hayal kırıklığı, kendinize güvensizliğiniz hayatınızda kolay kolay silemeyeceğiniz yaralardır. Bunu unutmayın. Bunları gözden geçirin. Ve ona göre...

Ona tekrar güvenmek

Devam etmeye karar verdiniz diyelim. Yapabilecek misiniz? Ona tekrar güvenebilecek misiniz? Bazen insanlar bir hata yapar. â??O da bir hata yaptı. Bir daha yapmayacakâ? diyebilyor musunuz? Bu hatanın ardından bu sorulara olumlu cevap veriyorsanız, ikinizin de bu ilişkide hatalarınızın olduğunu düşünüyorsanız, bunları onardıktan sonra böyle bir şeyi bir daha tekrar etmeyeceğinden eminseniz durmayın devam edin.

 

Siz ve gururunuz

Diğer alternatife gelince; Hayatınız boyunca ayaklarınız altına almadığınız gururunuz var ortada! Karşınızdaki adamı ne kadar severseniz sevin, siz bunu kabul edemezsiniz. Siz onunla bu hatayı bilerek yaşayamazsınız.

Unutmazsınız, unutamazsınız. Her şeyden önce; bir şekilde bu hata tekrar tekrar içinizde hayat bulur. O hiç bir şey yapmasa da, size bağlılıını kanıtlasa da bu hatayı aklınızdan çıkartmak çokzordur. Eğer böyle düşünen biriyseniz, eşyalarını toplayıp gitmesini isteyin ondan.

Eğer böyle yapmazsanız sevginiz içinizde işkenceye dönüşecek. Hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. En mutlu anınızda bile o aldattığı hali gözünüzün önüne gelecektir. Tüm bu karmaşanın içinde yaşamak ne kadar size göre?

 

Kapıyı açmak

Tüm bunları göz önünden geçirin. Boğazınızdaki düğümlenmeyi yutkunarak, göz yaşlarınızı silin. Siz hangi kadınsınız? Gururunu asla ayaklar altına almamış bir kadın mı? Yoksa sevgisini bir kalemde harcayamayacak, bunun için çabalayacak kadın mısınız?

 

 

Alıntıdır...

 


 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cumartesi, Mayıs 17, 2008 - Yolu yarılayan kadınlar

Kategori: _6_Kadin erkek

                                                                      

                   

 

Yolu yarılayan kadın sevgisinde ve öfkesinde cömerttir.Onunla olan erkeğin herşeye hazır olması gerekir. ''Yaş otuzbeş yolun yarısı eder''deyince şair,yolu yarılayan kadınlar aklıma gelir.

Ne aradığını yada aramadığını bilen kadındır.Aşkı sevdayı mutlaka tatmış olurlar.

Bu nedenle onları yüzeysel duygularla kandırmak mümkün değildir.Aşkında aşksızlığında kokusu bu kadınlara sizden önce gelir.Ömrünün diğer yarısını kendini geliştirmeye adayacağından bilinçleri doruğa yükselir.

Akıl ve bedenle  birlikte girdiği ortama ışık verir.

Yolu yarılayan kadınlarla kolay ve zor bir hayat iç içedir.

Sevgisindede öfkesindede cömerttir.Evet anlamına gelen  kadınsı  hayırlarla kapris yapılmayacağını çoktan öğrenmiştir.Erkeğin ne ardından gelir.Nede ilerinde olmak için didinir.

Yanyana cancana duruşlar tercihidir.Bazen bir anne şefkati, bazen bir aslan kükremesi ile şaşkınlığa çevirir.

 

Onunla birlikte olan erkeğin herşeye hazır olması gerekir.

Yolu yarılayan kadınlar duygularını yaşamasını bilir.

Davranışları sebepsiz değildir.

Kalbi kırıldıysa ağlar,ağlayışının sebebi bir erkeğin ona sunacağı sevgi değildir.

Mutluysa kahkahalar atar, gülüşünün sebebi dikkat çekmek için değildir.

Seviyorsa kıskanır,kıskanç oluşunun sebebi kendine güvensizliği değildir.

Üzgünse omuz atar,destek istemesinin sebebi çaresizliğinden değildir.

Suskunsa sebebi vardır,kendi haline bırakılması gerekir.

Yolu yarılayan kadınların hissiyatı kuvvetlidir.

Aldatıldığını sezgilerini kullanarak gün ışığına çıkarır.

Veda vakti geldi demenize bile gerek yoktur.

O  verdiğiniz mesajı çoktan almış kendi yolunu tutmuştur.

Her gidiş kadını  daha bir kadınlaştırır.

Gidenin ardından bakacak kadar  hayatın uzun olmadığını anlamıştır.

Ve gizem kadına en çok bu yaşlarda yakışır.

          

            Bu yazı bana geldi

Çok beyendim yayınladım

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Sevgili meleklerime! ''aycan huzurvesevgi'' ''melek meleksoylu'' sizlere çok teşekkür ediyorum anneler günü hediyesi olan bu sayfayla hayatıma renk kattığınız için... ''katagori açılım:)'' TÜRK MİLLETİ AZERİLERİN YANINDA
TÜRK MİLLETİ SİZİNLE/ECİNİNYENİDUNYASI/

Kategoriler

Arkadaşlarım

msscool
nefnem
bizimada
sieda
Blogcu Yardım
misra
poyrazkoy
metekan
nazaro
songulacikgoz
nesil :-)))))))))))))
supprussceyiz
modacci
annekedi
rove
yitikkiz
baris59
masuro
yakamozdakigozler
sibelim69
siyamkedisi
gonuldeneledokulenler
ecinindunyasi
hamdivehusnucan
duygularayolculuk
sadecebence
durusevdam
vebalinim
erdoganboz
sema çakan
bayramsekeri
meleksoylu
okyonusmelegi
Ahmet AYCAN
zeynaa
sessizcigliklarim
kusursuzhata
telkirmayasemince
bendesaklisin
muziklerinefendisi
serpilhobi
fusunkar
kumtanesi2008
kader2008
benduras
gulcinpehlivan
bidenemx
minigindunyasi
ozlem celik
Zeki Güneş
hercai58
gullegulumsehayata
cafekadin
tiryaki41
hasretinleyim
janda2644
Güneş Güneş
poyrazkoy34
tiklaseker
lezzetvadisi
Özben Komonovalı
tirtilinkozasi
wolkaninsiirsepeti
tebessumduvari
tanrimisafirlerim

<Feedjit Live Blog Stats